ORMAN YANGINLARI-HELİKOPTER, BASIN AHLAKI-BEYANAT

2015-07-16 08:57:00

ORMAN YANGINLARI-HELİKOPTER, BASIN AHLAKI-BEYANAT

 

Meslek hayatımın ilk aylarında, çalıştığım kereste fabrikasındaki odama tanıdığım bir öğretmen arkadaş geldi. Çay içip sohbet ederken kereste fiyatlarını sordu. Sınıfları ve ebatları itibariyle fiyatlar hakkında bilgi verdim. Fiyatlarda artış olup olmadığını sordu. Bir hafta önce zam yapıldığını söyledim. Peki, artış ne kadar oldu? diye sorunca, birden hocanın aynı zamanda gazete muhabiri olduğunu hatırladım.

—     Hocam, kereste lazım diye fiyat sorduğunu sandım, eğer haber yapmak için soruyorsan biliyorsun memurların demeç verme yetkisi yoktur, dedim.

—     Haber yapacağım ama merak etme isim belirtmeyeceğim, dedi ve gitti.

Birkaç gün sonra, müdürümüz beni odasına çağırdı. Bir gazete uzattı. Şu haberi oku dedi. Birinci sayfadan okudum. “KERESTE FİYATLARINA YÜZDE 25 ZAM” ve devamı: fabrika mühendisi İrfan REİS’den alınan bilgilere göre; kereste fiyatlarına yüzde 25 zam yapılmış olup, artışlar alıcıları zor durumda bırakmıştır……………

“Bu haber seni zor durumda bırakır, hemen tekzip etmen gerek” dedi müdür.

Dilekçemi yazıp mahkemeye gittim. Hâkim kısa sürede tekzip kararını yazdırdı ve gazeteye gönderdik.

Bir süre sonra gazetenin 5. sayfasında okunmayacak kadar ince yazılmış tekzip yazısını bulup kesip dosyama koymuştuk.

Bu olaydan sonra meslek hayatımda hiçbir muhabire bilgi vermiyor, bilgi isteyenlere de “sizin okulunuzda memurların demeç verme yetkisi yoktur bilgisi size verilmiyor mu?” diyordum.

Daha sonraki yıllarda, odamda çalışırken bir bayan girdi. “Falan gazetenin muhabiriyim. Bakanlıktan falanca yetkili, Bakanlığın orman yangınlarıyla mücadele için helikopter alımı çalışmaları konusunda bilgi vermen için beni sana gönderdi” dedi.

“Kendisi de bu bilgileri verebilirdi ama madem bana gönderdi, buyur otur ne bilgi istiyorsan açıkça sorabilirsin. Biz genelde misafirlerimize çay ısmarlarız, ben sana kola ısmarlayacağım, ama bir şartım var. Yapacağın haberde ismim geçerse hemen o gün mahkemeye gidip tüm yazılanların yalan olduğunu, tarafımdan herhangi bir bilgi verilmediğini söyleyerek dava açacağımı” söyledim.

Sonra istediği bilgileri verdim. Para konusunda sorun olmadığını, helikopter alımı için ihale açıldığını, ihaleye katılan satıcı olmadığı için ihalenin yenileneceğini ve tedarikçilere davetiye gönderileceğini falan anlattım.

Ertesi gün gazeteyi aldım. Sekiz sütuna manşet “ORMANLAR YANIYOR BAKANLIK HELİKOPTER ALAMAIYOR”. Haberin devamında ismim geçiyor mu baktım, geçmiyordu. Bence sorun yok,

Otuz yıl memurluk yaptım, memurların gizli olmayan konularda herkesle konuşup da gazetecilerle konuşmalarının neden yasak olduğunu pek anlayabilmiş değilim.

Aşağıdaki sebeple sanırım:

Temel bir gün sabah erken saatlerde sahile inmiş. Başkaca kimse olmadığından tüm elbiselerini çıkarıp biraz yüzmüş ve sahile gelip uzanmış.

Bir ara bakmış karşıdan İdris kendine doğru yaklaşıyor. Yakınındaki bir gazete sayfasını alıp üzerine örtmüş.

-          Ula Temel, burada ne yapaysın? demiş İdris.

-          Güneşleniyorum.

-          İyi da o gazatayı niye örttun ustune?

-          Dediler ki basın her şeyi abartıyor da, ben da deneme yapayrum.

Temelin denemesinin sonucunu bilmiyoruz da, internet çağında artık herkes basın ve yayıncı oldu. Yalan-yanlış, doğru-eğri, uydurma-iftira çek yapıştır, kes yapıştır. Face de Tweetter de paylaş. Sazanlar çoğaltıp yaysın, siyasiler kapsın kullansın. Hakaret serbest.

Peki demeç verme?

Hala yasak.

 

 

 

0
0
0
Yorum Yaz